Yazı İçi Başlık Üstü Reklam Alanı

Kahramanmaraş’ta kurtuluş hutbesi okundu

Yazı İçi Başlık Altı Reklam Alanı
Kahramanmaraş’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 101. yılında şehitler dualarla anılarak, kurtuluş hutbesi okundu.
 Kahramanmaraş’ta kurtuluş hutbesi okundu
Yazı İçi Makale Üstü Reklam Alanı

Kahramanmaraş İl Müftülüğü, şehrin düşman işgalinden kurtuluşunun 101. yılında şehitler için dua programı düzenledi.

Kurtuluşun simgesi Ulu Camii’nde düzenlenen programda din görevlileri tarafından Kur’an’ı Kerim ve Mevlid-i Şerif okunarak kasideler seslendirildi.

İçerik Sayfası Reklam Alanı
 

Sütçü İmam Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Genç tarafından şehitler için okunan 1600 Hatm-i Şerifin duası yapıldı.

Ardından İl Müftüsü Celal Sürgeç, 101 yıl önce kurtuluşun simgesi Rıdvan hoca tarafından okunamayan hutbenin yad edileceğini belirterek bir hutbe irad etti.

Müftü Sürgeç, milli mücadele ruhu vurgusu yaptığı hutbesinde şunları kaydetti:

Aziz Cemaat!

Şehirler vardır, ülkelerinin atardamarları gibidir. Tarihin kırılma noktalarında millet hayatının sürekliliğini sağlayacak dinamiği açığa çıkaracak gücü içinde barındırırlar. Artık her şey bitti denilen yerde, ben varsam hiçbir şey bitmemiştir diyerek her şeyin yeniden başladığı duygusunu gönüllerde uyandırırlar. Maraş, işte bu özellikli şehirlerden birisidir.

Kahramanmaraş, İslam’ın henüz şafağında iken Müslüman mücahitlerin akınlarıyla tanışır. Hz. Peygamberin vefatından beş yıl gibi kısa bir zaman sonra şehir önlerine gelen Halit bin velid komutasındaki İslam ordusu Maraş’ı fetheder ve surlarında ilk ezanı okutur. 15 asırdır İslamiyet’le ve ezan sesiyle müşerref olan Maraş’ta tüten ruh güzelliğinin kaynağı, işte bu dini ve tarihî derinlikten kaynaklanmaktadır.

Bu derinlik sebebiyledir ki; ecdadından aldığı emanete can pahasına sahip çıkan Maraşlı, ezanının asla dindirilemeyeceği, bayrağın indirilemeyeceği gerçeğini bütün dünyaya gösterir. Bütün mazlum milletlere cesaret ve ümit veren muhteşem istiklal mücadelesinin meşalesini bu şehirde tutuşturur. 

Bu derinlik sebebiyledir ki milli mücadele’de ilk kurşunu atarak, içinde saklayıp büyüttüğü kahramanlık duygusuyla, tarihin koptuğu yerde yeniden millet olma coşkusunun kazanılmasını ve ‘’Milli Mücadeleye katılmayan tek bir fert bile yoktur” dedirten ölçüyle de kahramanlığın kurumsallaşmasını sağlar.

Aziz Kardeşlerim!

Maraş ahalisini bu dünyaya bağlayan üç şey vardır.. Bunlar: Dini, Devleti ve namusudur..

İşte kurduğu bu kutsal bağ sebebiyledir ki, Maraş Kurtuluş Mücadelesini tetikleyen iki temel sebep vardır. Birisi vatanın örtüsü olan Bayrağı’nın indirilmesi; diğeri ise namusunun örtüsü olan kadının örtüsünün açılmasıdır.

Bu öyle bir bağdır ki bu bağ sayesinde Maraş, muhtaç olmasına rağmen kendisine sunulan altınları elinin tersiyle iten babayiğitler yetiştiren bir merkezdir. 

Maraş, İşgalcinin önünde asla kıyam etmeyen kahramanlar çıkaran bir otağdır. 

Maraş, Zalim işgalcilere karşı ‘’Maraş bize mezar olmadan düşmana gülzar olmaz’’ diyen koç yiğitler çıkaran bir mekteptir. 

Maraş, Trablusşamda görev yapmakta iken, Birinci Dünya Savaş’ı sebebiyle doğduğu kentin işgal edilmesi üzerine ‘’vatanım işgal altındayken buralarda rahat edemem ”diyen, Aslan beyler doğuran bir anadır.

Maraş, Hürriyeti olmayan bir milletin Cuma Namazı da yoktur diye gürleyen hatiplerin sesisdir.

Maraş, ‘’Ey milleti necibe-i Osmaniye, vaktine hazır ol. Bin üç yüz küsur seneden beri Hazreti Allah’ı ve Peygamber-i zişanı hizmetinle razı ettiğin bir din elden gidiyor.’’ Diye yazan kalemlerin gücüdür. 

Maraş, örtüye ve namusa uzanan elleri kıran babayiğitlerin öcüdür.. 

Maraş, kendi eliyle kendi evini yaktıran anaların yürek titreten şahsiyeti, kocasının silahını kuşanan ve ‘’ bu mücadelede ben de varım’’ diyen bacıların haysiyetidir.

Maraş, cephenin gerisinde  ‘’Allahümme Ya Vedud, düşmanın gözünü bağla elini tut’’ diye niyaz eden masum Kur’an talebelerinin hissiyatıdır. 

Yüce Rabbim sahabe üzerinden bu yüce ideali bakın nasıl övüyor:

Müminlerden öyle yiğitler vardır ki kimi şehit oldu, kimi de şehit olmayı beklemektedir. Onlar Allah’a verdiği sözü asla bozmadılar.(Ahzab 23)

Aziz Müminler!

Bundan 100 yıl önce kadını ve erkeğiyle, yaşlısı ve genciyle, şehirlisi ve köylüsü ile büyük bir mücadele sonucu bu cennet vatanı bize emanet eden ecdadımızın emanetine topyekûn sahip çıkmalıyız. Bu emanete sahip çıkacak ruha sahip nesiller yetiştirmek için çok çaba sarf etmeliyiz.

Bu itibarla muhteşem mücadelenin ve peşinden gelen zaferin 101. Yıldönümü vesilesiyle tüm şehitlerimize, gazilerimize ve ecdadımıza merhameti engin Mevla’mdan Rahmet niyaz ediyorum. Ruhları şad mekanları cennet olsun.”

Kaynak: Diyanet Haber

Yazı İçi Makale Altı Reklam Alanı
Yazı İçi Benzer Yazı Altı Reklam Alanı
Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın