• BIST 80.580
  • Altın 557,45
  • Dolar 2,2180
  • Euro 2,7770
  • İstanbul : 12 °C
  • Ankara : 7 °C
  • İzmir : 12 °C
  • Diyarbakır : 10 °C
  • Trabzon : 16 °C
  • Sakarya : 10 °C

Mersin İl Müftülüğü - 07.02.2014 Tarihli Hutbe

01.02.2014 17:50
Mersin İl Müftülüğü - 07.02.2014 Tarihli Hutbe
Mersin İl Müftülüğü'nün yayınlamış olduğu 7 Şubat 2014 tarihli Cuma Hutbesi: Cemaatle Namaz ve Tadili Erkan
Mersin İl Müftülüğü - 07.02.2014 Tarihli Hutbe Mersin İl Müftülüğü - 07.02.2014 Tarihli Hutbe Mersin İl Müftülüğü - 07.02.2014 Tarihli Hutbe

HUTBENİN KONUSU: CEMAATLE NAMAZ VE TADİLİ ERKAN

Muhterem Müminler

İslâm dini cemaate büyük önem vermiştir. Günde beş vakit namazın bir arada cemaatle eda edilmesinin teşvik edilmesi, haftada bir cuma namazının ve senede iki kez olan bayram namazlarının cemaatle eda edilmesinin gerekli görülmesi, müminlerin görüşüp halleşmelerine, birbirleriyle yardımlaşmalarına vesile olmak gibi bir anlam taşımaktadır. Bu bakımdan namazların cemaatle eda edilmesi birlik ruhunun gelişmesine ve devam etmesine katkı sağlayacaktır.

Muhterem Müslümanlar!

 Peygamberimizin (sav) cemaatle namazı teşvik etmiş ve cemaatle kılınan namazın, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi veya yirmi beş derece daha faziletli olduğunu belirtmiştir. Hadis-i şerifte şöyle buyrulmaktadır. “Bir kimsenin cemaatle kıldığı namazın sevabı, evinde ve çarşı pazarda kıldığı namazdan  yirmi beş kat daha fazladır. O kimse abdestini güzelce alıp, sonra sadece namaz kılmak maksadıyla mescide giderse attığı her adım sebebiyle bir derece yükseltilir, bir hatası da silinir. Namazını kıldıktan sonra abdestini bozmadan namaz kıldığı yerde kaldığı müddetçe, melekler ona: Allah’ım! Ona rahmetinle muamele et, ona acı! diyerek dua etmeye devam ederler. O kimse  namazı beklediği sürece namazda imiş gibidir.”[1]Peygamber Efendimiz hayatı boyunca cemaate namaz kıldırmış, hastalandığında ise cemaate katılarak Ebû Bekir'in (ra) arkasında namaz kılmıştır.

Cemaatle kılınan namazın fazileti Bir başka hadiste de şöyle ifade edilmiştir. “Kim yatsı namazını cemaatle kılarsa, gece yarısına kadar namaz kılmış sevabını alır. Sabah namazını da cemaatle kılarsa bütün geceyi namaz kılarak geçirmiş gibi sevap alır.[2]

Muhterem Müminler!

Namazımızı cemaatle kılmamız gibi önem arz eden bir diğer husus da, bugün çokça ihmal ettiğimiz, ta'dîl-i erkâna yani namazın tüm kurallarına uygun ve eksiksiz kılmaya dikkat etmektir.

Ta'dîl-i erkân; kısaca, gücü yetenler için ayakta iken dosdoğru durmak, rükûda dümdüz olmak ve uzuvlar sakinleşinceye kadar rükûda beklemek, rükûdan kalkınca iyice doğrulmak, secdede uzuvlar sakinleşinceye kadar beklemek, iki secde arasında tam olarak oturmayı ifade eder. Sevgili Peygamberimiz bir gün ashabına (s.a.s.): “Hırsızlıkta insanların en kötüsü namazını çalan kimsedir" buyurdu. "Ey Allah'ın Resûlü bu nasıl olur?" diye sorulunca, Efendimiz, "Namazda rükûyu, secdeleri ve huşûyu tamamlamaz" diye cevap verdi.”[3] Hz. Peygamber (s.a.s.) bir başka hadislerinde, "Sizden biri, rükû ve secdelerde belini (tam olarak) doğrultmadıkça namazı yeterli olmaz."[4] buyurmaktadır. Bu hadisler de bize gösteriyor ki; namaz kılmak ne kadar önemli ve gerekli ise, gücü yetenlerin namaz kıldığında ta'dîl-i erkâna riayet etmesi de o kadar önemli ve gereklidir.

Muhterem Müslümanlar!

Efendimiz (s.a.s.)’in ifadesiyle, “Kıyamet gününde biz inananların ilk sorguya çekileceği amel namaz olacaktır.[5] Gözümüzün nuru, kalbimizin aydınlığı, dünya ve ahiret kazançlarının elde edilmesine vesile olan namazımızı, farzlarına, vaciplerine sünnetlerine uygun olarak kılmalı, bir an önce bitirelim diye tadil-i erkâna riayetsizlik yapmamalıyız. Hutbemi bir ayet mealiyle bitirmek istiyorum. “(Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı biliyor.”[6]

Hazırlayan : Ali TEMİZ

Erdemli / MERSİN

Hacıalanı köyü Aşılık Camii İmam Hatibi

(İl Müftülüğü hutbe komisyonu tarafından düzenlenmiştir.)


[1] Buhârî, Ezân 30

[2] Buhârî, “Ezân”, 34

[3] Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 8/442-443.

[4] Ebû Dâvud, Salât: 148,

[5] Riyazü’s-Salihin, Hadis No:1083

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Dini Haber | Sitemizin hiç bir resmi kurum ve kuruluşla bağlantısı yoktur, tamamen bağımsız bir haber sitesidir.
Tel : 0 264 885 53 97 | Faks : 0 264 885 53 97 | Haber Yazılımı: CM Bilişim